20.05.2020 // Hayattan..
Merhaba Herkese ,
Ben bugün bu yazıyı yazarken buldum kendimi , ne hissettiğimi ne düşündüğümü kendimce ekleyip çıkarmadan yazmak istedim. İki ayı geçti eve kapandığım bu süre de işimi , sosyal çevremi , günlük rutinlerimi , ailemi , gezmeyi gerçekten özledim. Hayat size öyle şeyler yaşatıyor ki beklenmedik bir an da gelen virüs ve üstüne eklenen ölümler , yasaklar vs. 2020 yılında bunları yaşıyor olmamızı sorguladığım gibi , bunları neden biz yaşıyoruz diye de düşünüyorum çoğu zaman.
Zamanın derdinin benimle özel olmadığını biliyorum hatta eminim , bakış açısı geliştirince yine de oldukça şanslı olduğumu kanıtlayabiliyorum çoğu zaman da.. koskoca Mart ,Nisan ve Mayıs aylarını evimizde geçirdik. Evimiz vardı evlenmiştik , sevdiğim adamla hayalini kurduğum hayatı yaşamaya başlamıştım.. ya başlayamasaydım.. ya bambaşka bi zaman diliminde bununla başa çıkmaya çalışsaydık. Diyorum ya her gün kendime şükredecek farklı bakış açıları kazandırıyorum. İyi ya da kötü bilinmez..
Düşünüyorum o kadar çok düşünüyorum ki , yaşanan olan biten olayları…
Ne bu beklediğimiz mi? Yoksa beklenenin tam aksi mi? İnanın cevabı bulmak zor.. Oldukça zor..
Bu hayatta kolay olan bir şey kaldı mı?
Sevgiyi bile ne hale getirdik baksanıza ,kimse kimseye bir şey beklemden seni seviyorum diyemiyor bile , kimse kimseye sevgisini göstermek için sarılamıyor bile. Unutuluyor ve bu beni çok üzüyor.. Anneme , babama ,yeğenime sarılmayı o kadar çok özledim ki , ben sevgimi içimdekileri duyguları çok çabuk dışa yansıtarak yaşayan bi insanım..
Bu süreçte yeğenimin doğumgünü vardı , parti verdik bizbize ailecek.. annem kendi elleriyle pasta yapmış , hediye bile alamamışlardı torununa.. Onlarda böyle bir şeyi ilk defa yaşıyorlardı emindim.. Herkes bir şekilde korkuyor , tedirgin oluyor ama kimse bu kadar dillendiremiyordu.. Neyse parti güzel geçti , o çok keyifli vakit geçirdi..
Ben bu yazıyı yazarken doğum günüme 2 gün kalmış , salon masasında oturup arada dalıp dalıp dışarı izlerken , çenem bazen titriyor ,bazen ellerimi yumruk yapıp sıkarken buluyorum kendimi…
Neden bilmiyorum yeni yaşlara anlam yüklerdim hep , çift sayıları çok sevmeme rağmen , tek sayılarda doğmuşum , tek sayılarda evlendim.. belki de bu seneki doğumgünüme fazla anlam yüklememiştim ama koskocaman bir ailem vardı artık ,kendi ailem ve eşimin ailesiyle , sevdiklerimle ve eşimle bir şeyler yapabiliriz diye düşünmüştüm günler aylar öncesinde..
Yirmi altıncı yaşımı bitiriyorum gerçekten bu kadar hızlı büyümek istemiş miydim? Gerçekten hayatın bu kadar acımasız olduğunu neden kimse anlatmamıştı? Ya da anlatan olmuştu da ben mi ciddiye almamıştım? Bir sonraki yaşımda ne yaşayacaktım ? İşim , evim , arabam aynı mı kalacaktı? Sevdiklerimi kaybedecek miydim?
Büyümek demek kafandaki soru işaretlerinin her geçen zamanda daha çok artması mı demekti?
Bir önceki yaşımda istediğim , hayalini kurduğum her şeyi başarabilmiş miydim?
Her şeye rağmen yirmi altıncı yaşım , hayatımı değiştirdiğim ,bir sürü sorumlukları peşinden getiren , beni eş yapan bir yaş olmuştu..
Yirmi yediden beklentilerimi , dileklerimi yazmaya başladım..
Mayısları hep sevmişimdir , heyecanlandırır beni…
Hadi bi mucize yap , bi ışık tut , bi yerleri aydınlat..
İhtiyacım var!
Sevgiyle Kalın..
Takipte Kalın..
Hoşça Kalın..
20.05.2020
Yorumlar
Yorum Gönder